İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü yüksek lisans programında Advanced Design Project II adında bir ders var. Amaç, öğrencilerin endüstriyle ilişki içinde projeler yapması. Bu yıl bölüm, Nokia ile işbirliği yaptı. Aldıkları ders, Nokia’nın Arjantin, Brezilya, Şili, Çin, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hindistan, İsrail, İtalya, Japonya, Polonya, Rusya ve İsveç’deki üniversitelerin tasarım bölümlerinde uygulanan Only Planet projesinin bir parçası.
Dersi alan 16 öğrenci Mart ayından beri çalışarak 13 proje gerçekleştirdi. Projelerin ana teması yerel farklılıkları ortaya çıkarmaktı. Yaptıklarını önce İstanbul Tasarım Haftası’nda, arkasından da Helsinki Tasarım Haftası’nda sergilediler. 4 doktora, 2 lisans ve 10 yüksek lisans öğrencisinin aldığı derste 13 farklı proje ortaya çıktı. Yerel farklılıkları ortaya çıkarıp bunları teknolojiyle yorumlayan öğrenciler, nazar boncuğu, dilek ağacı, maarif takvimi gibi tasarımlar geliştirdi.
Öğretim görevlisi Doç. Dr. Özlem Er, araştırma sonucunda kavram yüklü, uygulanabilir pek çok projenin de ortaya çıktığını söylüyor: “Tüm dünyada yerel farklılıkların ne olduğuna dair araştırmalar yapılıyor. Nokia’nın okulla olan işbirliği de bu çerçevedeydi. Türkiye’ye özel, bu kültüre ait şeyler nelerdir ve bunlar acaba yeni ürün fikirlerine nasıl kaynaklık edebilir diye bakıldı projelere.”
Mart ayında başlayan derste öğrencilere önce bilgi verildi, ardından öğrenciler bir ay kendi başlarına gözlemler yaparak Türkiye’ye özel farklılıkları saptadılar. Peki Türkiye’ye özgü olan neydi? Örneğin nazar boncuğundan yola çıkan Protector Eye projesini geliştiren Gamze Derinöz, aslında nazar boncuğu, nargile ve Türk kahvesi üçgeninde kalmak istemediklerini, ama nazar boncuğunun eninde sonunda karşılarına çıktığını söylüyor: “Her yönde bir araştırma yapmaya çalıştık ve sonuçta sadece turistik amaçlı değil sosyal yönü de olan projeler çıktı ortaya.”
Araştırma sırasında İstanbul’u gezen öğrencilerden Etkin Çiftçi de yaptığı gözlemleri şöyle anlatıyor: “En çok dikkat çeken kamusal alanın kişiselleştirilmesiydi. Bazen topluluk içinde nasıl davranacağımızı bilmiyoruz, bir gerginlik var kamusal alanda. Özel hayata müdahele de bir diğer tespitimiz. Evet misafirperveriz ama başkalarını rahatsız edebiliyoruz, acaba diğer insanların özel hayatına çok mu giriyorum diye düşünmüyoruz. Bir de kendi çözümlerimizi kısa vadede kendimiz bulmaya çalışıyoruz.”
DİJİTAL MAARİF TAKVİMİ
İTÜ’de Endüstriyel Tasarım yüksek lisansı yapan Can Arer (24) maarif takviminin dijitalize edilmiş hali üzerine çalıştı. LCD ekranlı takvim, namaz saatleri, o gün doğacak çocuklara isim koyma, fıkralar, yemek tarifleri, borsa ve hava durumu hakkında bilgiler veren maarif takviminden isteyenler beğendikleri sayfanın çıktısını da alabiliyor. Arer’i bu projeye yönelten, Türklere özgü bulduğu kimlik çatışmasıydı: “Hem doğuluyuz hem batılı. Birbirinden çok farklı öğeleri birleştiriyor halkımız.” O nedenle Can Arer başından beri mizahi projeler geliştirdi. Örneğin Hemşeri Finder. Elinizdeki küçük bir aleti ayarlıyorsunuz, yakınınızda hemşeriniz varsa alet kızarmaya başlıyor. Trafik Cem ise otomobilin ön konsoluna yapıştırılan sallanan köpeklerin insan versiyonu. Trafikte sinirlendiğinizde sizi elektronik olarak “Aman abi, sakin ol. Aman abi uyma sen ona” gibi telkinlerde bulunuyor.
CİNSEL TACİZE NAZAR BONCUĞU KORUMASI
Endüstri Ürünleri Tasarımı son sınıf öğrencisi olarak bu projeye katılan Gamze Derinöz (23), nazar boncuğundan yola çıkarak Protector Eye adında sosyal bir ürün yaptı: “Cinsel taciz, çocuk kaçırma ve kaybolmaları gibi konularda hem Türkiye’ye özgü hem de dünyaya yönelebilecek bir şey yapmak istedim ve nazar boncuğunu bir aksesuvar olarak kullanarak bu tarz olaylarda koruma sağlayacak bir araç tasarladım.” Yüzük, kolye, broş olarak üzerinize takabildiğiniz bir süs, ama lafla veya fizik olarak tacize uğradığınızda bunu hem topluma bildirmek hem de saldırganı rahatsız etmek için çeşitli kademelerde ayarlıyorsunuz, renk değiştiriyor, kızarıyor. Daha ciddi durumlarda alarm sistemi devreye giriyor. Daha uç kriminal vakalarda polise sinyal gönderebiliyorsunuz.
KENDİ KILIFINI KENDİN YAP
İTÜ Endüstriyel Tasarım Bölümü doktora öğrencisi Etkin Çiftçi’nin (26) tasarladığı Patron Inside aslında bir ek ürün. Kadın dergilerinden çıkan giysi patronlarından esinlenen Çiftçi, elektronik eşyaların kutularının içine print ettiği patronlar sayesinde kullanıcıların ürünleri için istedikleri kılıfı hazırlamalarına olanak tanıyor. “Şu anda da bu yönde bir eğilim var zaten. İnsanlar kendi diz üstü bilgisayarları, cep telefonları için kılıflar alıyorlar. Evdeki malzemeleri kullanıp bazı patronlara uyarak bunu niçin kendileri yapmasınlar diye düşündüm. Telefonlarımızın, elektrikli eşyalarımızın kutularını hiç atmıyoruz. Bu patronu kutunun içine print edelim dedik, cep telefonu alıyorsunuz kutuyu açıyorsunuz karşınıza yönlendirici bir harita, bir patron çıkıyor. Daha sonra bunu baz alarak kendi elektronik objenize kılıf yapıyorsunuz.” Proje cep telefonuyla alakalı olduğu için Nokia’nın da ilgisini çekti.
PİKNİKTE KULLANACAĞINIZ PARK SETİ
Parka gittiğinizde rahat etmenizi sağlamak için tasarlanan Çim Projesi’nde Aysun Altındağ, Can Güven, Nil Deniz ve Özlem Özkülahçı birlikte çalıştı. Otoban kenarında piknik yapan insanlardan yola çıkarak geliştirilen proje, sandık, takatuka, fıçıcık, tintin ve huhu gibi, tekerlemelerden alma isimler taşıyan 5 üründen oluşuyor. Tüm ürünler sandıkta toplanıyor. Takatuka bir oturma birimi; iki tanesi biraya getirildiğinde de bir sehpa oluyor. Tintin iki parçadan oluşan bir gölgelik, fıçıcık ise yiyeceklerin konulacağı bir ambalaj tasarımı. Fıçıcık açılınca kenarlarına dört kişinin oturabildiği, ortada yemek bulunan bir çeşit yer sofrası. Huhu da siparişinizi beklerken canınız sıkılmasın diye tasarlanmış salıncaklar. Aysun Altındağ, Fındıklı’daki bir park keşfettiklerini söyeleyerek, “Orada çay içenlerin altına oturmaları için kartonlar veriliyor, bizim takatuka bu park için ideal bir ürün. Onlarla görüşüyoruz” diyor.
DİLEK AĞACINDAN LAMBA
İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünde yüksek lisans öğrencisi olan Güneş Kocabağ (26) dilek ağacından yola çıkarak bir lamba aydınlatma ünitesi tasarladı. Araştırma safhasında gelenekler, batıl inançlar ve biraz doğaüstü güçlerden yola çıkan Kocabağ, “Bazı değerlerin günümüz toplumuyla çatışmadan devam ettirilebileceğini düşünüyorum. Projemde de dilek ağacı kavramından yola çıkıp bir masa lambası tasarladım. Bu lambada ışık difüzörleri kağıt küplerden oluşuyor ve küpler açılmış kağıt şeklinde kullanıcıya veriliyor. Kullanıcı bunun üstüne bir dileği varsa yazabiliyor, çocuklar resim yapabiliyor, evinize gelen misafirler size bir şeyler yazabiliyor. İstediğiniz kişilerin fotoğraflarını da koyabilirsiniz. Dilek ağacının modernize edilmiş versiyonu. Manevi değeri olan bir proje yaratmaktı amacım.”
DİĞER PROJELER
Erasmus öğrencisi Annelies Wisse ayakkabı askısı Shoekabı, Burçin Behran misafirlerin tüm eşyalarını rahatça koyabilecekleri Guest Box, Emel Şenalp’in sadece bel kısmını şeffaf olarak dizayn etiği çay bardağı projesi Navel, Ezgi E. Yılmaz’ın çay ve su bardakları için tasarladığı dekoratif süsler Decorative Strips, Fulden Topaloğlu’nun dijital albümü D-Album, Gülden Malya’nın balıkçılar için hazıladığı set Rastgele, Koray Özsoy’un şekerleme yapmak isteyenler için tasarladığı Ding, Zeynep Güngör’ün trafikte bunalanlar için dizayn ettiği otobüs Seyyar The Bus.
Kaynak: Yenibiriş


Son Yorumlar